1. Türk Kadın Kurultayı Yapıldı

Güncelleme tarihi: 16 Eki 2021

Muhafazakar Yükseliş Partisi 14. Mart 2021 Tarihinde düzenlediği 1. Türk Kadın Kurultayı’na çok sayıda katılımcı olmuştu. MYP Kadın Kollarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şöhret Nil ŞENGÖNÜL konuşmasında başta ekonomi olmak üzere bir çok konuya değindi.



Geçtiğimiz günlerde Muhafazakar Yükseliş Partisi pandemi şartlarına rağmen yüksek katılımla 1. Türk Kadın Kurultayını gerçekleştirdi. Kurultay’da bir çok konu ele alındı.


Kadın Kollarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ş. Nil Şengönül‘ün konuşmasının tamamı ;

Bugün burada buluşmamızı sağlayan sayın liderim Ahmet Reyiz Yılmaz‘a sonsuz şükranlarımı bir borç bilirim. partimiz Kalkınma sürecinin kadın sorunlarının çözümünden geçtiğini çok iyi bilmektedir. Ve kadının toplumdaki konumunu etkileyen tüm faktörleri inceleyip değerlendiren bütüncül bir yaklaşımla ilerlemektedir. Kadınlar yeryüzü ahalisinin yarısı olduklarından dolayı, sadece kadın olduklarından kaynaklanan önemden başka, erkekleri yetiştiren, yani insan topluluğunu terbiye eden ve biçimlendiren de yine kadınlar olduğundan… insanlık ailesinin mutluluğu kadının eğitiminden geçmektedir. Ne diyor Mustafa Kemal Atatürk ‘’dünyada herşey kadının eseridir.’’ Türkiye’de kadının güçlenmesi konusunda Cumhuriyet Dönemi’nden bu yana atılan somut adımlar olmuştur. Ancak sosyal göstergeler incelendiğinde hala konu ile ilgili yapılması gerekenlerin varlığı da ortadadır. Yapılması gereken ise gayet basittir kadının ekonomide var olmasını sağlamak ve gelişmesi için gerekli tüm desteği göstermek.

Ne diyor Mustafa Kemal Atatürk ‘’dünyada herşey kadının eseridir.’’ Türkiye’de kadının güçlenmesi konusunda Cumhuriyet Dönemi’nden bu yana atılan somut adımlar olmuştur.

Kadınların çağdaş bireyler olmasını temel alarak, kadın sorunları konusunda ulusal ve uluslararası düzeyde kurslar, seminerler, konferanslar, benzeri faaliyetler düzenlemek, eğitim almasını ve kendi ayakları üzerinde durmasını sağlamak. Kadını sadece bir süs bitkisi gibi bir elimde cımbız bir elimde ayna ekonomiden

sorunlarından soyutlanmış bir yaşantı içinde düşünülmesi tamamen yanlış bir algıdır , asıl olan kadının bütün bir yaşam boyunca ailesi için çırpınan bir fedakârlık ve özveri sembolü olmasıdır.


Nüfusun yarısını oluşturan kadınların çalışmaması ekonomide var olmaması demek ekonomi ve üretim gücünün ülkede yarı yarıya düşmesi demektir. Ülkemizde cinsiyet eşitsizliğinin etkileri sadece sosyal hayatta değil, ekonomik çevrede de gözlemlenmektedir. kadın-erkek eşitsizliğinin çok sık görüldüğü toplumlarda iş hayatının büyük bir kısmını erkeklerin oluşturduğunu düşünebiliriz. Bu da ülkemizdeki insanların potansiyelinin bir kısmını kullanmak, nüfusumuzdan tam verimlilik sağlayamamak ve ülke nüfusunun azımsanamayacak bir kısmını hiçe saymak demektir.


Sayın liderim Ahmet Reyiz Yılmaz bu konuda üzerine düşeni yapacak gerekli altyapılar ile kadınları da en az erkekler kadar ekonomik hayata dahil edecektir. Ülkeler için insani gelişme endeksi ile kadın istihdam oranı arasında pozitif bir ilişkinin varlığından bahsedebiliriz. insani gelişme endeksi değeri yüksek olan ülkelerde kadın istihdam oranının da daha yüksek olduğunu gözlemliyoruz. Durumun ülkemiz için pek iç açıcı olmadığı aşikâr. Ülkemizde kadının iş hayatındaki yerinin kıyasladığımız diğer ülkelere nazaran çok daha küçük olduğunu görmezden gelemeyiz. Ancak Sayın liderimiz bu sonuçları yapıcı bir biçimde ele alarak ülkemizde gelişmeye açık bir potansiyel nokta fark etmiş ve bu sorunların çözümüne odaklanmıştır. İş hayatında cinsiyet eşitliğinin sağlanması gerektiğinin altını çizerek kadınların iş hayatına katılımını arttırmanın ülkemiz için kullanılmayan bir potansiyelin kullanılmaya başlanması demek olduğunu unutmamalıyız. Endüstri devriminden bu yana kaydedilen gelişmeler kadının ekonomideki varlığının ümit edilene nazaran oldukça az değiştirmiştir. Bu durum da ülkenin ekonomisinin asla istenen ölçüde ilerleyememesi demektir. yapılan bazı incelemeler kadının haftada evde ve ev dışında geçen çalışma sürelerinin 80 saate kadar çıktığını göstermektedir. bu kadar emek ve çalışmanın faydasının gelecek nesillere aktarılması ise ancak kadının tüm gücü ve dik duruşuyla ekonomide var olmasından geçmektedir. Aksi takdirde bu kadar çaba beyhude bir yorgunluktan başka işe yaramayacaktır. Alınan önlemler verilen uzun mücadelelere rağmen kadınlar için hâlâ dikkati çeken çok önemli eşitsizlikler mevcuttur. Kadınların içinde bulundukları eşitsizlikleri iyileştirme çabaları en azından 150- yıldan beri devam etmektedir. Bütünlüğü olmayan bu reformlar sayesinde zaman içinde kadınlara bazı haklar sağlanmıştır elbet Ama hepsi yetersiz kalmıştır.!

Kadının çalışma yaşamı ile doğurganlık devresi üst üste çakışmaktadır. O halde kadının anne olma hakkı ile çalışma hayatında farklı muamele görmesi arasındaki ayrıcalık bertaraf edilmelidir. Gerçekte doğum öncesi ve doğum sonrası işten ayrılmalar kadının uzmanlaşması ve mesleki yükselmesini uygulamada önemli ölçüde kısıtlamaktadır. Sayın liderim Ahmet Reyiz Yılmaz ,geçmişimizdeki lider Türk kadınlarının izinden gitmenin gerekliliğini ve ülke ekonomisini şahlandıracak gücün kadının dik duruşunda saklı olduğunu çok iyi bilmekte ve önce kadın demektedir. Çünkü biz biliyoruz ki bir kadın dünyayı değiştirir. Ama kadın günümüzde ücret eşitsizliği, istihdam eşitsizliği, meslek ve statü eşitsizliği gibi çalışma hayatıyla mücadele etmek zorunda bırakılmakta ve iş yaşamından tamamen soyutlanmaktadır. Eşit işe eşit ücret ilkesi ise halen sınırları ihlal edilen ve büyük mücadele gerektiren bir konu olmaya devam etmektedir. Kadın bakıma muhtaç ikinci sınıf kişi olarak algılandıkça ekonomide ülke olarak ileriye dönük gerçek bir adım atılamayacağı ortadadır. Bu algıyı şöyle örnekleyeyim

bir muhasebeci ile mülakat yapan ve kadın çalışmasına karşı erkeklerin tutumunu tespite çalışan bir araştırmacı aile reisi olan erkeğe soruyor: «— Çocukların var mı? — Tanrı bana yardımcı olmadı. Karım 7 çocuk doğurmasına karşın bu çocukların 4 ü yaşıyor. Eşin çalışıyor mu? — Hayır, karım evde oturuyor. — Eşin gününü nasıl geçiriyor? — Sabah 4 de uyanır, sobayı yakar ve kahvaltıyı hazırlar. Daha sonra çamaşırları yıkar. Takiben alış-veriş yapar ve eve dönerek öğlen yemeğini pişirir. — Öğlen yemeğine eve mi gelirsin? — Hayır, evden aşağı yukarı 3 km. olan işyerime karım getirir. — Daha sonra eşin ne yapar?

— Karım bütün gün çocuklarla meşgul olur. Akşam yemeğini eve geldiğimde hazır bulmak isterim. — Yemekten sonra eşin derhal uyumaya gider mi? — Hayır, ben giderim. Onun saat 9’a kadar evi toplaması gerekir. — Fakat siz eşinizin çalışmadığını söylediniz. — Tabii karım çalışmaz. Size söyledim ya o evde oturur.» Tabi ki Kadının evde olması daha az çalıştığı anlamına gelmez kadınlar hep çok çalışan ve çok yorulan yarını yapan emekçidir. Bu emeği hem kendimiz hem çoluk çocuğumuz hem de ülkemiz için verimli hale getirmek de yine biz kadının elindedir. Kadının ekonomik düzendeki hakları için gerek çalışma yasalarıyla gerek Uluslararası Çalışma Örgütü’nün tavsiye ve sözleşmeleriyle, koruyucu önlemlerin de alındığını görüyoruz. Fakat ne var ki bu önlemler yeterli derecede- etkin olamamış ve sonuçta bu düzenlemeler düşük ücretli, düşük statülü işlerin kaçınılmaz şekilde, kadınlara özgü işler olarak süregelmesine neden olmuştur. Kadınların ekonomide var olmak için talepleri Eşit ücret, çocuk bakımı olanaklarının sağlanması, doğum izinlerinin uzatılması, eğitim ve öğrenimde, istihdam ve terfihlerde ve yasalar karşısında eşitlik talepleri olarak sıralanabilir. Kuşkusuz bu talepler radikal nitelikte istekler değildir ve toplumun yeniden yapılandırılmasını gerektirmemektedir. Bu taleplerin amacı sadece ekonomik kaynaklardan kadınlara biraz daha fazla pay verilebilmesiyle ilgilidir. Özellikle modern endüstri toplumunda kadın, şahsiyetini geliştirmek, ev hizmetlerinin yeknesaklığından kurtulmak ve kendi becerilerini ispat etmek için çalışma hayatına katılabilir. Az gelişmiş ülkelerdeki duruma bakacak olursak bu ülkelerin önemli bir kısmında kadınlar «adeta pirinç ayıklamaya ve kocasının insafına kalmaya mahkûm edilmişlerdir. Gerçekten gelişme seviyesi düşük toplumda horlanan hatta doğumuna dudak bükülen kadın, çocukluk ve gençlik yıllarını geleneklerden gelen baskılar altında sürdürecek, daha düşük bir eğitim düzeyine razı gelecek, özellikle kırsal kesimde sonra yeni bir Dünya’ya geçiş için yapacağı evlilik ayrı bir dramın konuşu olacaktır. kadın her şeyden once ekonomik bağımsızlığını kazanmalı ve ayaklar üzerinde durmalıdır. Ancak bu koşullar altmda kadınlar cehaletten ve istismardan uzaklaşabilecek gücü toplamış ve Özgürlüğe doğru atılan bir adımla bir sonraki adımın daha kolay atılabilmesini sağlamış olacaklardır.. Ahmet Reyiz Yılmaz liderliğinde Muhafazakar Yükseliş Partisi olarak kadının insan haysiyetine uygun biçimde ücretli, sosyal güvenliğe sahip bir istihdam yapısı içinde çalıştığı bir Türkiye yapılandıracağız. Bu yapısal değişme içinde kadının eğitim, sağlık, eşit’ muamele, istihdam sorunları da kendiliğinden çağdaş çözümler bulacaktır. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

72 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör